Pelvis kemiklerinin röntgen ışınları ile direk grafi yardımıyla

X-ray pelvimetri
Pelvis kemiklerinin röntgen ışınları ile direk grafi yardımıyla görüntülenmesidir. Burada kemikler arasındaki mesafe ve açılar değerlendirilir. 1960-70’lerden sonra fetusun röntgen ışınlarından zarar görmesi riski nedeniyle kullanımı yaygın olarak bırakılmıştır. Yapılan çalışmaların bir kısmı doğum şeklini veya CPD varlığını öngörmede başarılı olmadığını göstermiştir.
2013 yılında Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada x-ray pelvimetrinin klinik muayeneye ek olarak kullanıldığında doğum şeklini öngörmede faydalı olabileceği bildirilmiştir (kaynak).
2006 yılında Fransa’da yapılan bir çalışmada daha önce sezaryen geçirmiş olan 1190 gebe sonraki doğumlarında vajinal yolla doğumu denemek üzere değerlendirilmiştir. Transvers diameter ölçümü 12 cm altında olan gebelerde vajinal dğum oranında belirgin azalma gözlenmiştir ve normal doğumuma izin verilebilecek eski sezaryenli vakaları seçme konusunda x-ray pelvimetrinin faydalı olabileceği bildirilmiştir (kaynak).
2012 yılında Nijerya’da yapılan bir çalışmada x-ray pelvimetri doğum şeklini öngörmede faydalı bulunmuştur (kaynak).

Ultrasonografik pelvimetri
Bu yöntemde röntgen ışınları kullanılmaması ve uygulamanın kolay olması bir avantajdır. Ultrasonografi abdominal, transvajinal veya transperineal olarak uygulanabilmektedir. Fetusun başının çapı ile pelvik kemikler arasındaki mesafe karşılaştırılır.
Ülkemizde bu konuda 2005 yılında yapılan bir araştırmada transvajinal ultrasonografi ile orta pelvik transvers ve ön-arka çapları ölçülmüş ve sefalopelvik indeks hesaplanmıştır. Sefalopelvik indeksin CPD ve normal yolla doğurabilecek hastaları öngörmede faydalı olduğu bildirilmiştir (kaynak).

Leave a Reply